9 Kasım 2007 Cuma

8. BÖLÜM - BİR DENİZ ÜLKESİNDE

güneş batıyordu...ölümcül sıcaklık yavaş yavaş kaybolurken, pegasus çadırının dışına çıktı, kumlardan yükselen ısının etkisiyle sersemlemişti. yalnızdı dışarıda, android ve akın kendi çadırlarındaydı hala... bütün günü çadırın içinde hiç uyumadan geçirmişti, bu gece biraz sorun yaratacaktı ama fremen bölgesinin dışına çıkmaları güvenlik sorununu büyük oranda hafifletmişti.
her geçen saniye hava biraz daha soğuyordu. güneş ortadan kaybolurken pegasus ne yapacağını düşündü... alaluya ölmüştü... götürülen kurbanlardan biriydi o da... reaper dönüşümünün tamamlandığı haberini aldığından beri içindeki boşluk hissi tarifsiz bir kederle benliğini kaplıyordu.... öfke yoktu, intikam istemiyordu, evrenin geri kalanı gözlerinin önünde işkence çekse bile her organizmasıyla, umurunda bile olmazdı, sadece bilmiyordu... amacı yoktu....
sonsuzmuş gibi görünen kum yığınları önünde uzanırken başka bir çölde olmayı istedi.
ölü bir deniz ülkesinde, yalnız kendisi, suyun en dibinde yatarken, karanlık okyanusun tabanında yeni bir çöl hayal etti,
karanlık suların içinde savrulan bedenine yabancıydı...
neredeydi bilmiyor artık...
onu sarmalayan okyanus muydu, yoksa o mu okyanusu almıştı kollarına, anlamıyor artık...
kucakladığı bütün bir gezegen... tek bir denizden...
hangisi yaşatıyor hangisini, hangisi hangisinin yoldaşı bilmiyor artık..
izin verdi denizin onu almasına, izin verdi deniz, onun bir parçası olmasına...
önemi yok artık pegasus için geri kalanların, içindeki denizin dalgalarına izin verecek...
pegasus yola, bütün okyanusların özlemini ve yalnızlığını katarak devam edecek....

Hiç yorum yok: